ANA SAYFA
Please select your language
ENGLISH
        

Hıdrellez yoğurdu şifa kaynağı...

 

Hızır ile İlyas peygamberin yeryüzünde buluştukları an olarak bilinen mevsimlik bayramlardan biridir Hıdrellez. Hıdrellez'in kutlandığı 5-6 Mayıs günleri birçok kişi feyiz ve bereket vereceği inancıyla dilekler dilenir, birçok yerde çamaşır yıkanmaz ev temizlenmez... Haberimizin detayalarında Hıdrellez ile ilgili bilgileri daha ayrıntılı göreceğiz ancak bu güne özel olarak yapılan bir şey daha var. ''Çiğ damlasından mayalanan hıdrellez yoğurdu''. Hıdrellez yoğurdunun nasıl yapıldığına, hıdrellez yoğurdunun faydalarına bakalım şimdi.

Hıdrellez günü çalınan yoğurt, yani çiğ damlaları ile mayalanıp elde edilen yoğurt, bir yıl boyunca damızlık yoğurt olarak kullanılmaya devam edilir. Bu yoğurdun üzerine nazar değmesin diye çörekotu ekilir. Hıdrellez günü elde edilen yoğurt mayası sadece akrabalara dağıtılır, herkese verilmez. Ayrıca her kadının çaldığı yoğurt da tatlı olmaz, bazı kadınların çaldığı yoğurt mayhoş olur. Bu yoğurt mayasının suyundan mayalanan hamur ile bir yıl boyunca ekmek yapılır. Bilimadamlarına çiğ damlası ile nasıl yoğurt mayalandığı sorulduğunda verilen cevap ise; sütün içinde zaten var olan yoğurt bakterilerinin çiğ damlaları ile çoğalarak yoğurt olabileceğidir. Ege üniversitesi bilimadamlarının Orta Asya'dan getirilen "kefir mayası"nı üniversitede üretmeleri, bu sırrın çözülmesinden sonra gerçekleştirilmiştir. Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yörük köylerinde bir yıllık yoğurt mayası, Hıdırellez ve bu günü takip eden 2 gün süresince sabah ezanı ile tan ağarması arasındaki vakitte doğadaki bitkilerin üzerinden toplanan çiy tanelerinden sağlanır. Trabzon-Şalpazarı İlçesi'nde maya katılmadan yoğurt yapılır. Mayalama sıcaklığındaki sütün içine besmeleyle bir tahta kaşık konur. Bu şekilde elde edilen maya bir yıl kullanılır. Gelecek yıl tekrar değiştirilir.

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yörük köylerinde bir yıllık yoğurt mayası, Hıdırellez ve bu günü takip eden 2 gün süresince sabah ezanı ile tan ağarması arasındaki vakitte doğadaki bitkilerin üzerinden toplanan çiy tanelerinden sağlanıyor. Bu günler dışında çiyden alınan mayanın tutmayacağına inanan Yörükler, böylece Türklere özgü bir yiyecek olan yoğurdun bulunuşunu her yıl yeniden canlandırıyor. İlçeye bağlı Çıkrıcak köyünde yaşayan Himmet Benli yaptığı açıklamada, ''Madanlar'' lakabıyla tanınan atalarının eskiden oba hayatı yaşadığını, onların kış aylarını sıcak illerde, yaz mevsimini Kütahya'nın serin ormanlarında sayıları binlerle ifade edilen küçükbaş hayvanlarıyla geçirdiğini söyledi. Atalarının Çıkrıcak ve Üyücek köyleri arasında meşe ve çam ormanlarında bir mezrada yerleşik hayata geçtiğini belirten Benli, ''Atalarımız burayı mekan tutmuş. Önceleri geniş bir aile düzeni içindeydik, sonra herkes kendi çatısı altında yaşamaya başladı. Ancak hala annemizden, babamızdan gördüğümüz gelenekleri sürdürüyoruz'' dedi. Benli, yoğurdu Hıdırellez'in bir armağanı olarak gördüklerini ifade ederek, atalarının inancına göre yoğurdun icadının öyküsünü şöyle anlattı: ''Aydın Yörüklerinden olan ve yazın Kütahya'daki yaylaklara gelen bir Yörük, göç yolunda koyundan sağdığı sütü bir ağacın altına koyduğunda koyulaştığını fark etmiş. Bunun nedenini araştırınca çiy tanelerinin buna neden olduğunu anlamış. O günü belirlemiş. Biz de Hıdırellez olarak kabul edilen 6, 7 ve 8 Mayısta otlara düşen ilk çiy taneleriyle ve güneş doğmadan önce akan suyla sütü mayalayarak yoğurdu yeniden yaparız. Bu yoğurdu yıl boyunca maya olarak kullanırız. Her yıl yeniden mayalarız.'' Hıdırellez sabahı güneş doğmadan önce çiy tanelerini toplayıp bahçesinde akan çeşmeden su doldurduğunu, eşinin ılıklaştırdığı sütü çiy taneleriyle mayalayarak 2011 yılı Hıdırellez'ine kadar kullanacakları mayanın elde edileceği yoğurdu soğumaya bıraktığını bildiren Benli, ''Bu sadece 6, 7 ve 8 Mayıs günü toplanan çiy taneleriyle olur, başka günlerde alınırsa tutmaz. Biz de her yıl yoğurdumuzun mayasını böyle yenileriz'' diye konuştu.

Hıdrellez yoğurdunun faydaları

Bağırsakta bulunan zararlı bakterileri öldürür ve çoğalmasını engeller
Midede koruyucu bir tabaka oluşturur
İçeriğindeki laktik asitle kanser, enfeksiyonlar, sindirim sorunları, astım gibi hastalıkları önler
Bağışıklık sitemini güçlendirir
Anti depresan etkisi ile sakinleştirir
Baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, geç algılama gibi sorunları ortadan kaldırır
Kalsiyum, fosfor vitamin A, B12, D vitamini, B2 ve B6'yı destekler
Kalp basıncını dengeler
Potasyum seviyesiyle kasları gevşetir.

Hıdrellez'in kökeni

Hızır ve Hıdırellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdırellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Hıdırellez Bayramı'nı ve Hızır düşünüşünü tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Balkanlar ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı doğasal döngüler için sevinç duyulduğu görülmektedir.

Hızır; yaşam suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış; özellikle de baharda aramızda dolanarak, bolluk ve sağlık dağıtır.[4] Hızır bir kişiye verilen addan çok aslında bir doğasal durumu, baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini simgeler. Türkiye'de Hızır'a atfedilen özelliklerin bazıları
Kalbi temiz, Allah'a inanan insanlara yardım eder.
Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
Uğur ve kısmet sembolüdür.
Mucize ve keramet sahibidir.

Türkiye'de Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs (5 Mayıs Gecesi) tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Hızır ve Kur'an

Kur'an'da Kehf suresi'nde Musa ve bir gencin kıssası anlatılmaktadır. Kehf Suresi'de dahil olmak üzere hiçbir yerde Hızır ismi geçmemektedir ancak çeşitli hadislerde bu şekilde anılmaktadır. Olayın yaşandığı yer için "iki denizin birleştiği yer" denilmektedir. Uzun bir yolculuk yapan Musa ile yanındaki gencin beraberlerinde, yemek için getirdikleri balığın kaçması ile başlayan olay sonrasında, 65. ayette Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik denilerek Hızır olarak atfedilenden bahsedilir.

Hıdrellez kutlamaları genel olarak yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Bu gibi yerlere bu nedenle Hıdırlık denildiği de olur.[3] Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır'ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdaleye bağlayıp gül ağacına asarlar. Bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini beklerler. Bazı kimseler de ateş yakıp, dilek dilerler. Ondan sonra yaktıkları ateşin üstünden atlarlar.

Kaynak : IVillage Türkiye

YAZDIRMAK İÇİN TIKLAYINIZ PAYLAŞ PAYLAŞ
YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ TARİF EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.
Üye iseniz lütfen giriş yapınız veya üye olmak için tıklayınız.

Yorumlar

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.
AKTÜEL
EN ÇOK OKUNANLAR
EN SON YORUMLAR
Site Kullanım Koşulları