ANA SAYFA
Please select your language
ENGLISH
        

'Kocam Bana Ait Tek Şey'


Vildan Atasever, yeni bir diziyle ekranlara döndü. Yaklaşık 10 yıl önce çektirdiği çıplak fotoğraflarını internetten sildirmek için hukuki yollara başvurmasıyla gündeme gelen Atasever, suskunluğunu bozdu.

Yeni bir diziye başladınız. Başrolde Aşk isimli. Neden ‘Evet,’ dediniz bu projeye?

Ben uzun süre, ‘Bu sezon dizi yapmayacağım,’ diye düşünmüştüm. Hatta ‘Acaba bir daha dizi yapabilir miyim?’ diye de düşündüm.

Neden?

Çok uzak kaldığımı düşündüm. Sonra bu proje geldi. Oyuncu kadrosunun isimlerini duydum, Bülent Kayabaş, Nevra Serezli, Dolunay Soysert... İsimler beni çok etkiledi. Senaryoyu okudum, çok eğlendim. Karakterim de çok dolu ve anlamlı geldi. Şartları da çok uygundu, haftada iki gün çalışıyoruz.

TRT 1’de, devlet memuruyum (gülüyor). 60 dakika. Ben tiyatro ve sinema filmi yapmak istiyorum, bu diziyle aynı zamanda yürütebilirim, iyi bir proje geldiğinde kafa patlatabileceğim bir vaktim de olacak. Bir anlamda egzersiz benim için.

Kadroda önemli isimler var, ego savaşı olmuyor mu?

Hiç yok. O kadar doymuş insanlar ki. Ekipteki herkes öyle. Oraya gidiyoruz ve hepimiz işimizi yapmak için oradayız. Yanlış bir şey varsa sahnede, Dolunay bir şey söylüyor mesela. Mustafa sürekli rolüyle ilgili çalışma içinde. Çok doygunlar. Gerçekten şükrediyorum böyle bir işin içinde olduğum için. Bir işe başlarken, birilerine bir şey anlatmak gerekiyor. Daha farklı hikayeler anlatmak gerekiyor insanlara.

Sizi dizi yapmaktan soğutan ne oldu?

90 dakika diyoruz ama 120 dakikaya çıktı televizyon dizilerinin süreleri. İnsanüstü çaba gösteriyoruz. Sabahın erken saatlerinden, diğer sabaha kadar çalışıyorsunuz. Ne enerjiniz, ne duygunuz, ne yüzünüz, hiçbir şey olmuyor.

Huzur da çok önemli. Bu şartlarda huzur olabilir mi? Çok yoruldum. Bu kadar ağır koşullarda çalışırken aynı zamanda karşılaştığım bazı durumlar ve eleştiriler beni çok yordu gerçekçi olmak gerekirse ‘Ben durmak istiyorum,’ dedim.

Samanyolu dizisi döneminde çok acımasız eleştirildiniz. Bunu kastediyorsunuz değil mi?

Ben belki iyi bir performans göstermemiş olabilirim ama bir oyuncunun tipolojik olarak eleştirilmesine karşıyım. Biz orada işimizi yapmaya çalışıyoruz. Saçımızla, başımızla, tipimizle, görüntümüzle değil de yaptığımız işle eleştirilmek çok daha doğru geliyor bana.

Bir de çok kırıldım. Ben bir kadınım, 15 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. Duyduğum bir şey canımı çok yaktı. Bir yönetmen bana gazetelerin şiddete, televizyonların cinselliğe hizmet ettiğini söyledi. Ama biz kadınlar cinselliğe hizmet etmiyoruz. Ben bir kadın olarak, bunu söylerken utanıyorum. Bir kadının cinsel obje gibi kullanılması beni çok rahatsız ediyor.

Bunu Samanyolu için söylemiyorum. O benim için çok önemli ve özel bir iş. Ben çok iyi insanlar tanıdım, tecrübeler kazandım. Maddi, manevi güzel şeyler kazandırdı. Genel olarak söylüyorum. Kadınlar cinsel obje olarak kullanılmamalı televizyonda. Hikayelere de bakıyorum, kadın karakterlerin doğru anlatılmadığını düşünüyorum.

Yeni dönem dizilerini mi kast ediyorsunuz?

Diziler ve sinemada da. Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisini hayranlıkla izliyorum. Orada Ayça Bingöl’ün (Cemile) oynadığı rol çok doğru geliyor bana. İçimi titreten bir projedir.

Piyasa içinde yalnızlık hissediyor musunuz?

Piyasanın içinde yalnız olduğumu düşünmüyorum. Ben insan olarak yalnızım zaten. Hepimiz yalnızız. Bu sektörde arkadaşlarım var konuşabildiğim. Yapımcı yönetmen arkadaşlarım, eşim var. İnsan olarak yalnızız zaten.

Çok yormuş bu süreç sizi.

Ben üzgün değilim, yorgun da değilim. Hep hamdediyorum. Üzülmüyorum. Dedik ya dönüşüyor her şey. Başka bir tarafa bakmaya başlıyorsunuz. Allah kuluna bir acı çektirir, sonra kendine döndürür.

Çocuk sahibi olmak istediğiniz için sildirmek istediğiniz yazıldı...

Herkes kafasına göre bir şey yazıyor. ‘Yakın arkadaşlarından aldığımız bilgeye göre’ deyip, yalan yanlış şeyler yazıyorlar. Benim bunu söyleyebilecek bir yakın arkadaşım yok. Ben kimseyle bunları konuşmuyorum ki. Hayretler içinde okuyorum. Hayal ürünü hepsi. Ben kimseye nedenini, sebebini, ne yapacağımı açıklamak zorunda değilim.

İsmail Hacıoğlu’yla nasıl bir ilişkiniz var?

O benim özelim. Çok özel benim için o. Bu hayatta sadece bana ait olan tek şey. Sadece bana ait. O yüzden onu böyle uluorta anlatmak zor geliyor. O herkese anlatabileceğim bir şey değil. Çok özel bir değeri var benim için.

Benzetiyorum ben sizi de... Kariyeriniz, tarzınız...

Çok benziyoruz. Annelerimiz de aynı şeyi söylüyor. ‘Bu kadar mı iki insan birbirine benzer, tencere kapak olur,’ diyorlar. Allah nazarlardan saklasın. Biz aynı mahallede büyümüşüz biliyor musunuz? Onun ilkokul sıra arkadaşı benim arkadaşım falan. Böyle tevafuklarla karşılaştık, tesadüf değil, tevafuk. Hayatta tesadüf yoktur, tevafuk vardır.

Sabah / Sonat Bahar

Kaynak : Mynet Kadın

YAZDIRMAK İÇİN TIKLAYINIZ PAYLAŞ PAYLAŞ
YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ TARİF EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.
Üye iseniz lütfen giriş yapınız veya üye olmak için tıklayınız.

Yorumlar

onlar sanatçı ,göz önünde olan insanlar .yaşamları biraz daha dikkat çekiyor

nıluferdonmez - 13-08-2011 02:51
çok güzel konuşmuş,zaten sanatçı dediğin özeliyle değil işiyle gündeme gelmeli.

cenan - 05-05-2011 05:40
bence doğru söylemiş aile hayatı öyle çok ifşa edilesi bir şey değil.zaten herşeyleriyle ortada bu insanlar bari aile hayatları müstesna kalsın.

derviş - 02-05-2011 02:43
AKTÜEL
EN ÇOK OKUNANLAR
EN SON YORUMLAR
Site Kullanım Koşulları